Saadet Güneşi : Seadeti Ebediyeye Kavuşturacak İlmi ve Dini Bilgiler

“Kâdı, denizde yüzen kimse gibidir!.."

Vehbi Tülek

Tarih: 2018-04-23 / Hit: 251

"İlmi ile amel eden âlimlere bir kusur bulup, aleyhinde söz söyleyenler çok olur!.."
 
Kâdı Saymerî hazretleri Hanefî mezhebi âlimlerinin büyüklerindendir. İran’ın Saymer şehrinde 351 (m. 962)’de doğdu. 436 (m. 1045)’de vefât etti. “Ahbâr-ı Ebû Hanîfe ve eshâbihî” kitabından seçmeler:
 
İmâm-ı Azam, Eshâb-ı kirâmdan işittiği hadîs-i şerîfleri rivâyet ederken buyuruyor ki:
 
16 yaşında iken, 96 (m. 715) senesinde babamla beraber hac yapmıştık. Orada yaşlı bir zât ile karşılaştım. İnsanlar etrâfında toplanmışlardı. Babama: “Bu zât kimdir?” diye sordum. Dedi ki: “Bu zât, Resûlullah Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) eshabından Abdullah bin Hâris’tir.” Ben de babama“Onun yanında ne var ki, insanlar yanında toplanmışlar?” diye sorunca, “Peygamber Efendimizden dinlediğihadîs-i şerîfler vardır” dedi. Babama“Beni onun yanına götür de, söylediklerini işiteyim” dedim, O sırada yanıma geldi. İnsanlar, ondan ayrılmaya başlamıştı. Ona çok yaklaştım ve onun“Resûlullah Efendimiz, (Bir kimse fakîh olursa, Allahü teâlâ, onun özlediği şeyleri ve rızkını, ummadığı yerlerden gönderir) buyurdu,dediğini işittim.”
 
Eshâb-ı kirâmdan Enes bin Mâlik’i gördüm ve ondan işittim, diyordu ki: “Resûlullah Efendimizin(Hayır, iyilik yapmaya sebepolan kimse, o hayrı yapan gibi sevapkazanır. Allahü teâlâ üzüntülü olanlara yardım etmeyi sever)buyurduğunu işittim.” İmâmı a’zam, fıkıh ilminde herkesin suâllerine fetvâ vermeye başlayınca, kendisini kıskanıp hased edenler, çekemeyenler olmuştu. Bunun üzerine“Kâdı (hüküm veren âlim), denizde yüzen kimse gibidir. İlim denizinde yüzüp de, kendisinden râzı olunan kaç kimse gelmiştir?” buyurdu. İlmi ile amel eden âlimlere bir kusur bulup, aleyhinde söz söyleyenler çok oldu, demek istedi. Hocası Hammâd bin Ebî Süleymân, İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfe hakkında buyurdu ki: “Ebû Hanîfe, ağırbaşlı, vakar ve verasahibi olarak bize gelir, ilim meclisimizde otururdu. Biz onu, ilimle gıdâlandırıyorduk. Öyle oldu ki, her meseleyi ince ince tetkik ederdi. Anlatılanlar kendisine hafif gelmeye başladı. Vallahi, onun anlayışı çok güzel, hafızası çok kuvvetli idi. Bu hâliyle, diğerlerinden daha çok bilen birisi olması sebebiyle, kendisini kıskanıp kötülediler, onu karşılarına aldılar. Ben şunu iyi biliyorum ki, ilim Numân’ın (Ebû Hanîfe’nin) bulunduğu yerdedir. Bunun böyle olduğunu, güneşin ışıklarının, gecenin karanlığını parlatan bir nûr olduğunu bildiğim gibi biliyorum.”

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

"Muhtaç olanlara yardım edebilirsin"

“Bir adam, babama seksen altın emanet edip,cihâda gitti. O günlerdeMedine’de kıtlık oldu..."   Kâdızâde Kâsım Efendi Osmanlı âlimlerdendir. Kastamonu’d...

Helâlin hesabı haramın ise azabı vardır!..

Hazreti Ali buyurdu ki:“Dünyânın helâli hakkında hesap, haramı hakkında azapvardır.”   Behâüddîn bin Şeyh Lütfullah hazretleri Hacı Bayram-ı Velî hazretleri...

Eshâb-ı kiramın en üstünleri hakkında...

Hulefâ-i râşidîn hak üzere idiler. Eshâb-ı kiram, muhikk, mümin, ihlâslı ve sâdık idiler...   Ebû Sa’îd İsmâil Bûşencî hazretleri Şafiî mezhebi fıkıh âlimid...
Tüm Yazıları
Fahrettin Tacar Eğitim Vakfı İhlas Vakfı Hakikat Kitabevi İhlas Koleji İrfan Turizm Dinimiz İslam Huzur Pınarı Altın Çınar Genç Girişimciler Kulübü Adem Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Derneği Bülent Gençer Vakfı