Saadet Güneşi : Seadeti Ebediyeye Kavuşturacak İlmi ve Dini Bilgiler

Fıkıh âlimlerinden... Sehfeneli Abdullah Sa’bî

Vehbi Tülek

Tarih: 2014-05-05 / Hit: 1165

Abdullah Sa’bî hazretleri bir gün talebeleri ile birlikte bir yere giderken, ıssız bir dağ başında eşkıyalar önlerini keser. Talebeler üzerlerinde ne varsa çıkarıp önlerine bırakırlar!..
Abdullah Sa’bî hazretleri Yemen’de yetişen Şafiî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 475 (m. 1082)’de doğdu. 553 (m. 1158) yılında Güney Yemen’de, Sehfene’de vefat etti. Talebeleri anlatır:
Bir gün hocamız Abdullah Sa’bî ile birlikte, bir yerden bir başka yere giderken, ıssız bir dağ başında eşkıyalar önümüzü kesti. Üzerlerimizde ne varsa önlerine attık. Abdullah Sa’bî’nin üzerinde hiçbir şey çıkmayınca, para vermek istemeyip sakladığını zannettiler ve kılıçla hücum ettiler. Eşkıya, kılıcını vurduğu halde kesmediğini görünce şaşırdı. Tövbe edip, sadık bir talebesi oldu. Yüksek ilimleri öğrenip, güzel amelli salih insanlardan oldu. Hocamıza kılıcın kesmemesinin sebebini sorduğumuzda, eşkıyanın hücumu sırasında “Hıfz âyetlerini” okuduğunu bildirdi. Bu âyet-i kerîmeleri nasıl öğrendiğini de şöyle anlattı: “Bir gün arkadaşlarımla beraber dolaşmaktayken, bir kurdun zayıf bir koyunla oynaştığını gördük, merak edip yaklaştık. Kurt koyunla, koyunun yavrusu ile oynadığı gibi oynamaktaydı. Kurt, bizim yaklaştığımızın farkına varınca kaçıp uzaklaştı. Koyunu tutup, kurdun yaralayıp yaralamadığını kontrol ederken, boynuna yazılı bir kağıdın bağlanmış olduğunu gördük. Kağıtta; Bekâra sûresi ikiyüzellibeşinci âyet-i kerîmesi, meâlen; (Göklerin ve yerin muhafazası, O’na ağırlık ve zorluk vermez, O çok yüce, çok büyüktür.) Yûsuf sûresi altmışdördüncü âyet-i kerîmesi, meâlen; (Allah en hayırlı koruyucudur. Ve O, merhamet edenlerin en merhametlisidir.) Saffât sûresi yedinci âyet-i kerîmesi, meâlen; (Biz semayı, taatten çıkmış olan şeytandan koruduk.) Hicr sûresi onyedinci âyet-i kerîmesi, meâlen; (Biz semayı, Allahü teâlânın rahmetinden kovulan her şeytandan koruduk.) Fussilet sûresi onikinci âyet-i kerîmesi, meâlen; (Biz dünya göğünü, duyduklarını çalan şeytandan koruduk, işte bu Azîz, Alîm olan Allahü teâlânın takdîridir.) Târık sûresi dördüncü âyet-i kerîmesi, meâlen; (Hiçbir nefis yoktur ki, üzerinde amellerini koruyan bir melek bulunmasın.) Burûc sûresi, onikinci âyet-i kerîmeden sonuncu âyet-i kerîmeye kadar yazılı idi. İşte orada görüp ezberlediğim âyet-i kerîmeleri burada, eşkıyanın karşısında okuyunca, onların kılıçları kesmez oldu” dedi. [Bir kimse bu âyet-i kerimeleri yazıp, üzerinde taşırsa, biiznillah muhafaza olunur.]

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

​İrâde etmek, başka râzı olmak başkadır

Allahü teâlâ, dünyada olacak her şeyi ezelde irâde etmiştir. Bunların içinde, kendinin yasak ettiği, râzı olmadığı şeyler de vardır.   Ahmed bin Süleymân Bâ...

“Kâdı, denizde yüzen kimse gibidir!.."

"İlmi ile amel eden âlimlere bir kusur bulup, aleyhinde söz söyleyenler çok olur!.."   Kâdı Saymerî hazretleri Hanefî mezhebi âlimlerinin büyükler...

"Sabah akşam, ateş ile azap olunurlar!"

Kâfirlere ve îman ile gidenlerden âsilere, mezârda kabir azâbı olduğunu, Resûlullah Efendimiz haber vermiştir.   İmâm-ül-Haremeyn Taberî hazretleri hadîs ve...
Tüm Yazıları

Hakikat Kitabevi Yayınları

Tam İlmihal Seadeti Ebediyye
Mektubat Tercemesi
İslam Ahlakı
Kıyamet ve Ahiret
Namaz Kitabı
Cevab Veremedi
Eshabı Kiram
Faideli Bilgiler
Hak Sözün Vesikaları
Herkese Lazım Olan İman
İngiliz Casusunun İtirafları
Kıymetsiz Yazılar
Menakıbı Cihar Yarı Güzin
Şevahidün Nübüvve
Fahrettin Tacar Eğitim Vakfı İhlas Vakfı Hakikat Kitabevi İhlas Koleji İrfan Turizm Dinimiz İslam Huzur Pınarı Altın Çınar Genç Girişimciler Kulübü Adem Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Derneği Bülent Gençer Vakfı