Saadet Güneşi : Seadeti Ebediyeye Kavuşturacak İlmi ve Dini Bilgiler

Aşure gecesi ve günü

Fahrettin Tacar

Tarih: 2018-09-17 / Hit: 148

 


BUGÜN VE YARIN.............. AŞÛRE GECESİ VE GÜNÜ
Türkiye Takvimi - 19 Eylül 2018

Bugün Mu­har­rem ayı­nın do­ku­zun­cu gü­nü­dür. Mu­har­rem’in do­ku­zun­cu gü­nü ile onun­cu gü­nü ara­sın­da­ki ge­ce­ye Aşû­re Ge­ce­si, onun­cu gü­nü­ne de Aşû­re Gü­nü, de­nir. Mu­har­rem ayı, Kur’ân-ı ke­rîm­de kıy­met ve­ri­len dört ay­dan bi­ri­dir. Aşû­re Ge­ce­si, bu ayın en kıy­met­li ge­ce­si­dir.
Ha­dîs-i şe­rîf­ler­de bu­yu­rul­du ki:
“Aşû­re Gü­nü zer­re ka­dar sa­da­ka ve­ren kim­se­ye, Al­la­hü te­âlâ Uhud Da­ğı ka­dar se­vap ve­rir.” [Şir’a]
“Aşû­re Gü­nü’nün oru­cu, bir se­ne­lik geç­miş gü­nah­la­ra keffâret­tir.” [Müslim]
“Al­la­hü te­âlâ, Aşû­re Gü­nü’nü üs­tün kıl­mış­tır. Al­la­hü te­âlâ, gök­le­ri, ye­ri, dağ­la­rı, de­niz­le­ri, yıl­dız­la­rı, Ar­ş’ı ve me­lek­le­ri, Âdem aley­his­se­lâ­mı Aşû­re Gü­nü ya­rat­tı. İb­ra­him aley­his­se­lâ­mın dün­ya­ya ge­li­şi ve Nem­rud’un ate­şin­den kur­tu­lu­şu Aşû­re Gü­nü ol­du...” [Taberanî]
Âdem aley­his­se­lâ­mın tev­be­si­nin ka­bu­lü, Nûh aley­his­se­lâ­mın tu­fan­dan kur­tul­ma­sı, Fi­ra­vun’un bo­ğu­lu­şu, Ya­kub aley­his­se­lâ­mın oğ­lu­na ka­vuş­ma­sı, Ey­yûb aley­his­se­lâ­mın has­ta­lık­tan kur­tu­lu­şu, Yû­nus aley­his­se­lâ­mın ba­lı­ğın kar­nın­dan çık­ma­sı, İsâ aley­his­se­lâ­mın gö­ğe kal­dı­rı­lı­şı... hep Aşû­re Gü­nü ol­muş­tur. Al­la­hü te­âlâ, bir­çok du­âla­rı Aşû­re Gün­ü’n­de ka­bul bu­yur­du.
Aşû­re Gün­ü aşû­re tatlısı pi­şir­me­yi ibâ­det san­mak, bi­dat­tir, gü­nah­tır. Mu­ham­med aley­his­se­lâ­mın yap­tı­ğı ve­ya em­ret­ti­ği şey­le­ri yap­mak ibâ­det olur. Din ki­tap­la­rı­nın yaz­ma­dı­ğı, ha­ki­ki din âlim­le­ri­nin bil­dir­me­di­ği şey­le­ri yap­mak se­vap ol­maz, gü­nah olur. Bu­gün, her­han­gi bir tat­lı yap­mak, ta­nı­dık­la­ra zi­ya­fet, fa­kir­le­re sa­da­ka ver­mek sün­net­tir, ibâ­det­tir. Bugün­ler­de oruç tut­mak çok se­vap­tır. Yal­nız onun­cu gü­nü de­ğil, bir gün evvel ve­ya bir gün son­ra­ki gün­le bir­lik­te tu­tu­lur.


GÜNÜN TARİHİ................ ADNAN MENDERES’İN İDAMI
Türkiye Takvimi - 17 Eylül 2018

17 Ey­lül 1961’de De­mok­rat Par­ti dev­ri Baş­ba­ka­nı Ad­nan Men­de­res idam edil­di. De­mok­rat Par­ti dö­ne­mi­ne adı­nı ve­ren ki­şi­le­rin ba­şın­da olan Ad­nan Men­de­res, bu par­ti­nin de ku­ru­cu­la­rın­dan­dı. 14 Ma­yıs 1950 ta­ri­hin­de DP’nin ik­ti­da­ra gel­me­siy­le Baş­ba­kan ol­muş, 27 Ma­yıs 1960 ih­ti­lâ­li­ne ka­dar da bu gö­rev­de kal­mış­tı. Yas­sı­ada Mah­ke­me­le­ri’nde yar­gı­la­nan Ad­nan Men­de­res, hak­kın­da ve­ri­len ce­za­nın Mil­lî Bir­lik Ko­mi­te­si’nin tas­di­kiy­le İm­ra­lı Ada­sı’nda asıl­mak suretiyle şe­hit edil­miş­tir. İm­ra­lı Ada­sı’nda bu­lu­nan na­aşı, 17 Ey­lül 1990’da, İstanbul Top­ka­pı’da yap­tı­rı­lan Anıt Me­zar’a, dev­let tö­re­ni ile nak­le­dil­di ve iti­bar­ı dev­let­çe ia­de edil­di.
“Adnan Menderes; sevimli, kibâr, nâzik, terbiyeli, İstanbul şivesiyle çok güzel ve doğru Türkçe konuşabilen, geniş kitlelere kolaylıkla erişebilen bir liderdi. Milleti sevgiyle kucaklayıp, onunla kaynaştı. Milletle âdetâ tek vücut hâline gelebildi. Millet bu sevginin samimi olduğunu, riyâ olmadığını derhâl teşhis etti. Üstün hitâbet sahibi, dâima güler yüzlü, vatansever, üzerinde yaşadığı topraklara canı ve kanıyla bağlı, bu özelliklerini milletine hissettirebilen, vatanın tek gerçek sâhibinin millet olduğuna inanmış, milliyetçi, iç âleminde samîmî, dindar bir devlet adamı ve politikacı idi...”
Yılmaz Öztuna - (Türk Tarihinden Portreler, S: 315)
Milletine hizmet için her fedakârlığı severek göze alan, eserleri ile milletinin gönlünde taht kuran, bu müstesna devlet adamı, beşer tarihinde eşine ender rastlanan zulüm ve işkencelerle idam edildiği vesikalar ile tarihe geçmiştir.
• Başbakanlık yaptığı 10 yıllık devrede, Türkiye’nin görünümünü çok kısa zamanda değiştirmiştir.
• İlk defa vatandaşın kapısı çalınmış ve ülkenin her tarafına; yol, su, elektrik, okul olarak vatandaşın ayağına gidilmiştir.
• Sigorta sistemi geliştirilmiş, işçi hastaneleri yapılmış, hafta tatillerinde çalışmalar ücretli olmuş, sendikalar kurulmuştur.
• NATO’ya tam üye olunmuş (1952), Balkan anlaşması (1954), Bağdat paktı (1955), Kıbrıs anlaşmaları (1959) yapılmıştır.
• Manevî manâda milletin serbestleştirilmesi temin edilmiştir. Türkçe okunan ezan normale dönmüş, Kur’ân-ı kerîm kursları ve İmam-hatip okullarının açılmasına hız verilmiştir.
• Tarihî Eserler, câmiler tâmir edilmiş ve pek çok câmi yapılmıştır.

BUGÜN........................ HİC­RET VE HİC­RÎ ŞEM­SÎ SE­NEBA­ŞI
Türkiye Takvimi - 20 Eylül 2018

Bugün, 1397 Hic­rî Şem­sî (Hic­rî Gü­neş) yı­lı baş­lı­yor. Şem­sî se­ne, Gü­neş se­ne­si olup, uzun­lu­ğu mi­lâ­dî yıl ka­dar­dır. Her yıl Ey­lül’ün 20’si, Hic­rî Şem­sî yı­lba­şı­dır. Pey­gam­ber efen­di­miz, Mek­ke’den hic­ret edip, Mi­lâ­dî 622 yı­lın­ın 20 Ey­lül ta­ri­hi­ne rast­la­yan Pa­zar­te­si gü­nü, Me­di­ne ya­kın­la­rın­da­ki Ku­bâ kö­yü­ne vâ­sıl ol­muş­lar­dı. Ka­me­rî se­ne­ba­şı ise, mi­lâ­dî 622 se­ne­si­ne rast­la­yan, Mu­har­rem ayı­nın 1. gü­nü olan Tem­muz ayı­nın 16’sı Cu­ma gü­nü idi.
Pey­gam­be­ri­miz “sal­lal­la­hü aley­hi ve sel­lem” 53 ya­şın­da iken, izn-i İlâ­hî ile Me­di­ne-i Mü­nev­ve­re’­ye hic­ret ey­le­di. Sa­fer ayı­nın 27. Per­şem­be (9 Ey­lül) gü­nü sa­bah er­ken evin­den çı­ka­rak, öğ­le­den son­ra Ebû Bekr-i Sıd­dîk’ın evi­ne gel­di. O ge­ce, be­ra­ber çı­ka­rak, Mek­ke’nin 5,5 ki­lo­met­re gü­ney­do­ğu ta­ra­fın­da bu­lu­nan Sevr da­ğın­da­ki ma­ğa­ra­ya gel­di­ler. De­niz­den 759 met­re yük­sek olan bu da­ğın yo­lu çok bo­zuk idi. Mü­bâ­rek ayak­la­rı ka­na­dı. Ma­ğa­ra­da 3 ge­ce ka­lıp, Pa­zar­te­si ge­ce­si bu­ra­dan çık­tı­lar. Bir haf­ta yol­cu­luk­la, Ey­lül ayı­nın 20. ve Re­bî’ul-ev­ve­lin 8. Pa­zar­te­si gü­nü, Me­di­ne­’de Ku­bâ kö­yü­ne gel­di­ler. Ge­ce ile gün­dü­zün eşit ol­du­ğu, Ey­lü­l’ün 23. gü­nü­nü de bu­ra­da ge­çi­rip, er­te­si gü­nü, Re­bî’ul-ev­ve­lin 12. Cuma gü­nü Me­di­ne’­ye vâ­sıl ol­du­lar.
Ömer-ül-Fâ­rûk “ra­dı­yal­la­hü anh” halîfe iken, bu se­ne­ki Mu­har­rem ayı­nın 1. gü­nü, ya­ni hic­ret­ten 70 gün ev­vel, Müs­lü­man­la­rın Hic­rî Ka­me­rî Se­ne baş­lan­gı­cı ka­bul edil­di. Ku­bâ kö­yü­ne gel­dik­le­ri Ey­lül ayı­nın 20. gü­nü de, Müs­lü­man­la­rın Hic­rî Şem­sî Se­ne baş­lan­gı­cı­ ol­du. Acem­le­rin Şem­sî Se­ne­si, bun­dan 6 ay ev­vel, ya­ni Mart’ın 20. gü­nü olan Mecû­si bay­ra­mın­da baş­la­mak­ta­dır.
Bir Şem­sî Se­ne; (Gü­neş se­ne­si) 365,242216 gün­dür. Ya­ni, 365 gün, 5 sa­at, 48 da­ki­ka, 47,46 sa­ni­ye­dir.
Bir Ka­me­rî Se­ne; (Ay se­ne­si) 354,367706 gün­dür. Yani, 354 gün, 8 sa­at, 48 dakika, 28,8 sa­ni­ye­dir.
 

 

İçerik

 

 

 

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

Damat böyle seçilmeli

Ölümü hatırlamak, insanı günah işlemekten korur ve ahirete zararlı olan şeylerden sakınmaya sebep olur. Hadîs-i şerîf Dünya, ahiretin tarlasıdır. ...

Peygamberimizin bazı duaları

  İnsanlar içinde, kadın üzerinde en fazla hak sahibi kocası, erkeğin üzerinde de anasıdır. Hadîs-i şerîf Cennet hanımlarının en üstünü; Hazret-i Hati...

İlmihâlin önemi

  İhlâs; bütün işleri, insanlara yaranmak için değil, Allahü teâlânın rızası için yapmaktır. Ali Sincârî “Rahmetullahi aleyh” SOHBET.............. ...
Tüm Yazıları
Fahrettin Tacar Eğitim Vakfı İhlas Vakfı Hakikat Kitabevi İhlas Koleji İrfan Turizm Dinimiz İslam Huzur Pınarı Altın Çınar Genç Girişimciler Kulübü Adem Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Derneği Bülent Gençer Vakfı