Saadet Güneşi : Seadeti Ebediyeye Kavuşturacak İlmi ve Dini Bilgiler

Üzümün hikâyesini bilir misiniz?

Ünal Bolat

Tarih: 2018-06-25 / Hit: 125

Spot:Budanan yerlerden su çıkardı, büyüklerimiz bu hâle “çotuklar ağlıyor” derlerdi…
 
 
Çocukluğumdaki en renkli hatıralar, o yemyeşil bağlarda yapılan bağ bozumu ve ardından pekmez elde edilen günlerdir desem inanır mısınız?
Yemyeşil bağlarımız, bahçelerimiz çocukluğumuzun cennet bahçeleriydi sanki. Vişneden eriğe, armuda, kayısıya, şeftaliden incire… Çeşit çeşit meyveler bulunurdu.
Ah bir de birbirinden renkli ve değişik cinslerde üzümler renklenmeye başladı mı, bağların seyrine, o burcu burcu kokan bağlarda gezinmeye doyum olmazdı. Çeşit çeşit renk ve sese sahip kuşlar ise insanın ruhunu dinlendirirdi… Şöyle dalından kopartıp bir elmayı kütür kütür yemenin, dut ağacına ceviz ağacına tırmanıp elinde dut toplamanın, ceviz toplamanın tadını hangi kelime anlatabilir ki?
Hele bir pekmezler yapılırdı ki bizim illerde tadı dillerde adı gönüllerdeydi… Ana sütünden kesildikten sonra temel besin maddemizdi. Kahvaltımızı onunla eder, akşam yemeğinde kapanışı yine onunla yapardık. Pekmezler bizim çocukluğumuzun rüyasıydı…
“Gel bağda izin olsun, üzüm yemeye yüzün olsun” derdi büyüklerimiz. Bağda ilk izimiz mart ayında, kış henüz mevsime elveda demeden olurdu.
Bağlarda ilk önce budama yapılırdı. Budanan yerlerden su çıkardı, büyüklerimiz bu hâle “çotuklar ağlıyor” derlerdi… Ninelerimize çotukların niçin ağladığını sorduğumuzda helal lokma olmak için ağlıyorlar derlerdi…
Biz de bu kadar güzel üzümlerden insanların aklını başından alan sarhoş eden şarap yapımına çok üzülürdük. Mis gibi pekmezler dururken değil mi?
Yine o yıllarda büyüklerimiz israf konusunda bizleri son derece güzel bir üslupla yönlendirirlerdi: Sofrada parça ekmek bırakınca “sakın yapma evladım, sofrada parça ekmek bırakırsan sonra arkandan ağlar” derlerdi. Biz de o çocuk ruhumuzla o saf ve tertemiz gönüllerle ekmek parçalarını arkamızdan ağlatmamak için parça ekmek bırakmamaya gayret ederdik. Yiyemezsek bile yanımıza alır biraz koşup oynadıktan sonra acıktığımız ilk arada yerdik.
Bağda asma budamasını, birinci çapalama takip ederdi. Sonra ikinci, sonra üçüncü çapalama; ardından kükürtleme, filiz ve kırma diye devam eder giderdi bağcılık… Çapalarken, avuçlarımızın içi işi su toplar sonra nasır bağlardı. En sonunda sıra bağ bozumuna gelirdi, eylül aylarında…DEVAMI YARIN

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

Erken hasat domatesler

“Allaha şükür hasılatımız çok iyi ve de kaliteli idi. Bugünkü gibi hastalıklar yoktu...”   İlkokul dördüncü sınıfındaydım. Rahmetli babam ile amcam ortak ol...

Vatanımızın kıymetini bilelim

“Bugün bir vatana sahip isek atalarımızın fedakârlıkları sonucu olduğunu unutmayalım...”     Ahıskalı Türklerin 1944’teki sürgünde yaşadıkları yürek dağ...

Sürgüne gönderilen şehir!..

Sürgüne gönderilen yaklaşık doksan bin Ahıskalıdan yirmi bini yollarda can vermişti...     Ahıska köylüleri gece yarısı Rus askerlerinin “dışarı çıkın!”...
Tüm Yazıları

Hakikat Kitabevi Yayınları

Tam İlmihal Seadeti Ebediyye
Mektubat Tercemesi
İslam Ahlakı
Kıyamet ve Ahiret
Namaz Kitabı
Cevab Veremedi
Eshabı Kiram
Faideli Bilgiler
Hak Sözün Vesikaları
Herkese Lazım Olan İman
İngiliz Casusunun İtirafları
Kıymetsiz Yazılar
Menakıbı Cihar Yarı Güzin
Şevahidün Nübüvve
Fahrettin Tacar Eğitim Vakfı İhlas Vakfı Hakikat Kitabevi İhlas Koleji İrfan Turizm Dinimiz İslam Huzur Pınarı Altın Çınar Genç Girişimciler Kulübü Adem Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Derneği Bülent Gençer Vakfı